1 Kasım 2010 Pazartesi

Mutsuzluk Daha Çok Mutlu Ediyor Beni.

İnsan acı çekmeyi seviyor mu?
Bence seviyorum
Hatta en çok acı seviyor
Seviyorum.
Acı olmayınca bir gün yaşıyorum,iki gün yaşıyorum
Devamı gelmiyor.
Dinlediğim şarkılar acı veriyor
Okuduğum yazılar acı veriyor
Her yer acı acı acı.
Depresif olmayı seviyorum
Hayat kendi adıma güzel gitse de
Onu mahvetmeyi iyi biliyorum.
Mutsuzluk daha çok mutlu ediyor beni.
O kadar.

8 Ekim 2010 Cuma

Rüya

Dün gece hayatımın en gerçekçi rüyasını gördüm.
Benden sonra sen vardın başrolde
Seni öldürüyorlardı...
Ben ise hiçbir şey yapamıyordum
Ne kolumdan tutan ne de gözlerimi kapayan vardı
Ama ben yine de hareket edemedim,söz geçiremedim kendime.
Sonra çığlık atmayı,haykırmayı başardım
Ama ağzımdan çıkan kelimeler sana karşı olan sevgimi değil
Nefretimi gösteriyordu.
Seni ben öldürmek istiyordum.
Seni öldürüp unutabileceğimi sandım
İçimden çekip çıkartmayı düşünüyordum.
Elimdeki şişi delicesine saplamaya başladım sana
Art arda,hiç durmadan..
Tekrardan kendime geldiğimde bedenin ellerimdeydi
Her yerde kan ve sen vardın.
İçimdeki sevgi mi bitmişti yoksa nefretim mi anlayamadım
Bildiğim tek şey ise sabah gözlerimi açtığımda gözlerimden süzülen birer damlaydı.

4 Ekim 2010 Pazartesi

Biz Zaten Hiçbir Zaman 'Biz' Olamadık

Ellerini göster bana
Hata uzat,tutunayım onlara
İhtiyacım var onlara ve sana

Eskiden yetebiliyordum kendime
Ama artık olmuyor
Ağır geliyor omzumdaki yükler

Sabah kalkıyorum yalnız...
Akşam yatıyorum yalnız...
Geceleri daha zor oluyor
Üşüyorum...
Kendime sığınıyorum,sarılıyorum
Ama yetmiyor artık
Hiçbir şey bendeki yerini dolduramıyor...

Hayata küsebilirim
Günlerce yataktan çıkmayıp ağlayabilirim senin için
Ama senin var olduğunu bilmek tesellim oluyor
Çabalıyorum...

Etrafımdaki insanlar aşkı hissedip mutlu oluyorlar
Ben ise onlara bakıyorum bizi düşünerek mutlu oluyorum.
Sanki her şeyde,her yerde biz varız
Aslında yokuz,belki de hiç olamadık,başaramadık
Hep ben vardım da sen yoktun.
Biz zaten hiçbir zaman 'biz' olamadık.

Ellerim de üşüyor artık
Ama sen yoksun ki zaten
Ve olmayacaksın da.

17 Eylül 2010 Cuma

İçinde Oluyor Her Şey.

Kızarıyorum
Terliyorum
Kalbim ağzıma geliyor,beni zorluyor.
Bastırmaya çalışıyorum kendimi.
Sakin ol diyorum
Konuşma,sakın kal diyorum
İşe yarıyor mu peki?
Hayır.

Anlatıyorum
Anlattıkça daha da büyüyor içimde.
Zorlaşıyor gittikçe.
Anlaması,anlatması

Hayaller kuruyoruz beraber
Hayallere inanıyoruz,onunla yaşıyoruz.
Sonra gerçek su üstüne çıkıyor
Korkuyoruz,belki de kaçıyoruz.
Hatta kendimizden şüphe duyup,küçümsüyoruz.
Abartıyoruz bazen de.

Bunu ne alkol,ne sigara,ne bir şey ne de birisi durdurabiliyor.
İçinde oluyor bir süre sonra.
İçinde gün geçtikçe büyüyen bir yara.
Canın yanıyor ama kimse anlamasın diye bağıramıyorsun
Bırak bağırmayı,konuşamıyorsun,ağlayamıyorsun bile.

Ne şarkılar,ne şiirler tercüman oluyor duygularına.
Başka hiç kimsenin bu duyguyu hissetmediğini düşünüyorsun.
Bir tek sen varsın.
Yalnızsın.
Atılmışsın bir köşeye,değersizsin.

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Birisi Var.

Birisi var.
Ekmek gibi,su gibi
Acıkmak,susamak,sıçmak gibi
Hep yanımda,hep benimle.

Onu görmek için gözlerimi kapayıp uzaklara dalmama gerek yok
Ya da uzun uzun,kesintisiz,donuk bakışlar ile bir noktaya odaklanmama
Tamam belki fiziksel olarak hep benimle değil
Ama ruhu hep bende,içimde,en derinlerde.
Ağlarken,gülerken,düşünürken,şüphe ederken,bazen de uyurken...

Kendimi iyi tanıyorum,etkilenmem kolay olmuyor
Ama bazı insanlar var ki
Kalbine giriyor,kapısına tekmeyi basıyor 'ben geldim lan!' deyiveriyor.
Bir daha da çıkmıyor o kapıdan
İşte böyle bir şeysin sen.
İçimdesin en saf,katkısız,temiz halinle

Seni böyle anlatınca melekten farkın yok
Olsun seni melek sanayım ben
Bazı yanlarını görmezden geleyim,belki böylesi daha iyidir.
Ne dersin?

Biliyorum ki bu duygularım karşılıksız değil.
Sevdiğim kadar seviliyorum.
Ama inan ki bunun hiçbir önemi yok
Beni sevmesi için sevdiğim insanlardan değilsin sen,olmayacaksın da.
Sadece sevgi işte.Sevgi...

Her zaman hayatımda ol,hiç çıkma o kapıdan,gitme uzaklara..
Bir gün bir şeyler olsa bile,gitsen bile,arada çal o kapıyı
Burada ben vardım de,sen vardın de,biz vardık de en önemlisi.
Sen ve Ben yani Biz de.

30 Temmuz 2010 Cuma

Seni Değil,Seni Özlemeyi Seviyorum

Her gün uyanıyorum
Uyanıyorum ama hep sensizim.
Bir türlü bulamıyorum seni
Sokaklarda dolanıyorum tek başıma
Belki olur da sana rastlarım diye
Ama yoksun.
Hiçbir zaman yoktun
Kim bilir belki de hiç olmayacaksın orada
Bunu kabullenmekten korkuyorum
Sen olmazsan ben ne yaparım?
Nasıl yaşarım?
Nasıl nefes alırım?
Birçok insan çıkıyor karşıma
Hepsinde belki biraz 'sen' varsındır diye yaklaşıyorum
Yine orada olmadığını fark etmem uzun sürmüyor.
İşte o zaman kaçmaya çalışıyorum insanlardan
Yalnız kalmak istiyorum
Sessizlik olsun,seni düşüneyim istiyorum.

Bir gece sadece bir gece de olsa o sessizliği bozamaz mısın?
Her zamanki yerimde tek başıma oturur seni düşünürken
Arkamdan sessizce yaklaşıp sarılamaz mısın bana?
Sarılıp kokunu tenimde bırakamaz mısın?

Zaman geçtikçe anlıyorum ki
Seni asla bulamayacağım
Asla benim olmayacaksın
Zaten ne sen kendini bana teslim edersin
Ne de ben sana.
Aramızdaki bu umutsuz savaş bir ömür boyu sürecek
Olsun ben buna da razıyım
Sadece arada da olsa varlığını hissettir bana
Bir umut ışığı yak
Korkma,senin peşinden gelmem
Ne de olsa ben seni özlemeyi,hayal etmeyi seviyorum
Seni değil!.

18 Temmuz 2010 Pazar

Sadece Seviyorum

Bazen çok şey istiyorum
Ama istemek zorunda olduğumu da hissedebiliyorum
İsteyip de elde edememek çok koyuyor insana
Çok...
Herkes hayallerinin peşinden git,koş,hopla,zıpla diyor


Elini tutmak
Koşmak
Küfretmek
Hiç kirlenmemek
Kahve,sigara içmek
Yazı yazmak
Müzik dinlemek
Spor yapmadan zayıflamak
Aşk,sevgi,mutluluk,huzur
Fakir olmak
Tek odalı karanlık bir ev
New York
Bağırmak hatta böğürmek
İstiyorum
Bir sürü şey istiyorum

Bazen istediklerimi başarıyorum
O zaman mutlu oluyorum
Mutlu olunca kendimi kaybediyorum
Kendini beğenmiş bir pislik oluyorum

Bazen de başaramıyorum
O zaman da odaya kapanıyorum
Çıkmıyorum günlerce
Ağlıyorum,kendime acıyorum
Kendimden nefret ediyorum

Hangisinden daha çok zevk aldığımı çözemiyorum
Mutlu olmayı da kendime işkence etmeyi de seviyorum
İstediğim şeyleri seviyorum
Ama elde ettiklerimi daha çok seviyorum
Sadece seviyorum işte
Seviyorum...

17 Temmuz 2010 Cumartesi

Beni Sevmek Zorundasın(You Must Love Me)

Buradan nereye gideceğiz?
Gelmek istediğimiz nokta bu değildi.
Her şeyi elde ettik.
Sen bana inandın
Ben de sana.


Mutlakiyet kaybolur.
Rüyalarımızın devam etmesi için ne yapmamız gerekiyor?
Daha önce olduğu gibi tutkularımızı nasıl canlı tutacağız?


Kalbimin derinlerinde her şeyi saklıyorum
Söylemek istediğim şeyleri
Hissettiklerimi itiraf etmekten
Unutulacağından mı korkuyorsun?
Beni sevmek zorundasın.


Neden benim tarafımdasın?
Sana artık nasıl yardımcı olabilirim?
Bana bir şans ver,göstereyim
Hiçbir şeyin değişmediğini




Madonna-You Must Love Me

Kaçalım Mı?

Kaçalım mı?
Her şeyi geride bırakıp kendimizi en özgür,en kendimiz gibi hissedebileceğimiz yere kaçalım mı?
Sadece uçak parası ve pasaport ile...
Her şeyi bırakalım..
Orada parayı buluruz ya da ihtiyacımız olmaz.

Çıkarız kapıdan saat yedide
Altımda siyah dar kotum üstümde de punk bir şeyler.
Elimde bir bira ve sigara
Sen de eteğin ve retro üstünle
Sonra topuklularını çıkarırsın,omzundan aşağı sallandırırsın
Kol kola girer ve yürürüz

Tiffany'e gidelim içeri bakalım kimseler yokken.
Sen yorgun olursun ben de mutlu
Sonra yatarız kaldırımlara gökyüzüne bakarız.
Güneşi bekleriz kalkmak için.
Sonra yürürüz sonra yine yürürüz.
Sonra Londra'ya gideriz.
Kaçalım mı?

16 Temmuz 2010 Cuma

Birine İhtiyacım Var

Hissediyorum.
Ama sadece acıyı hissediyorum
Damarlarımda,kanımda,kalbimde,her yerimde...
Ayrıldığımız günden beri özlüyorum
Özlem bitsin istiyorum ama bitmesinden de korkuyorum
Her şeyi yeni yeni anlıyorum
Aslında seni de yeni yeni tanıyorum

Şimdi daha iyi anlıyorum.
Kendimi bulmakla o kadar zaman harcamışım ki
İnsanlığı keşfedememişim.
Görememişim etrafımdaki insanları,olayları...
Beni ben yapan aslında onlarmış
Ve onlarsız aslında ben,ben değilim.
Yalnız kalmak hem iyi hem kötü.
Yalnız dediğim öyle sıradan yalnızlık değil
Gerçek,her şeyden çok acı veren,her saniye seni kemiren,öldüren yalnızlık bu.
Ama yalnız kalınca ne kadar eksik olduğunu anlıyor insan.
Hiçbir boka yaramadığını,hiç kimsenin seni gerçekten önemsemediğini anlıyor,insan anlıyor.
Hayatımıza giren herkesten,her şeyden bir şey öğreniyoruz.
Bir insandan,bir müzikten,bir filmden,bir şeyden...

Gerçekten olmak istediğim insan değilim,olamıyorum
Deniyorum ama olamıyorum.
Tam ona yaklaşmaya başladığımı düşündüğümde o benden daha da uzağa gidiyor
Kaçıyor benden..
Belki de böylesi daha iyi
Eğer olmak istediğim insan olursam geriye ne kalacak ki?

Sınırları sevmiyorum ama her geçen gün biraz daha iyi öğreniyorum ki
Hayat sınırlardan ibaret
Ne kadar onları yok saysak da görmezden gelsek de bir yerden sonra sınırlara takılıyoruz.
Hayatı sorgulamaya başladıkça kafayı da yemeğe başlıyoruz.
Her şey gittikçe zorlaşıyor..Her şey...
Aşkı inkar ediyorsun ama içten içe onu arıyorsun
Mutluluğa inanmıyorsun ama her zaman mutlu olmak istiyorsun
Hayat bu;karışık,içinde çıkılmaz,en zorundan labirent misali
Ve gittikçe kaybolmaya başlıyorum.
Birine ihtiyacım var ya da birilerine
Beni kolumda tutup içine düştüğüm bu labirentten çıkaracak birilerine
İhtiyacım var.
İnsanlara ihtiyacım var.
Bunu geç de olsa anladım ve itiraf ettim
Şimdi mutlu musun hayat?

15 Temmuz 2010 Perşembe

Sen ve Ben

Sen ve Ben
Hayatta milyonlarca kez veda ettik.
Fakat bunlardan hiçbiri senin bana ettiğin veda gibi canımı acıtmadı
Yanına bile yaklaşamadılar.

Bana sensiz nasıl yaşanacağını öğretmediler ya da unuttular beni
Herkes konuştu.
Biz ne yaptık görmedik,duymadık...

Yoksun hava da çok sıcak
Ama sen yanımda olsan yine de sarılırım sana
Sıcak da neymiş derim ama şimdi serinlemek istiyorum
Başkasına sarılmak onun ateşini,kokusunu hissetmek istemiyorum.
Sadece seni istiyorum.

Yanımda olsan,gelsen de başını göğsüme koysan
Orada ağlasan,gülsen,öfkelensen...
Ben senin saçlarını okşasam,kokunu içime çeksem.
Sen de bana kes şu romantik takılma ayaklarını desen
Yemezler bunları desen ama ben devam etsem.
Sıkılsan sigara yaksan ben de senden otlansam
Sonra bana yine kızsan
Kavga etsek,barışsak.
Sen bana tokat atsan ben de sana küfretsem sonra da sarılıp uyusak.
Çok mu şey istiyorum sadece Sen ve Ben...

12 Haziran 2010 Cumartesi

Gerçek Sevgi

Yaşlı bir bey, sabah erken evinden çıkmış,yolda ilerlerken,bir bisikletlinin çarpmasıyla yere yuvarlanmış ve hafif yaralanmış.Sokaktan geçenler yaşlı beyi hemen en yakın sağlık birimine ulaştırmışlar.Hemşireler,önce pansuman yapmışlar ve 'biraz beklemesini ve röntgen çekerek her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini' söylemişler.
Yaşlı bey huzursuzlanmış;
"Acelesi olduğunu,röntgen istemediğini" söylemiş.
Hemşireler merakla acelesinin nedenini sormuşlar.
"Eşim huzur evinde kalıyor.Her sabah birlikte kahvaltı etmeye giderim,gecikmek istemiyorum" demiş.
"Eşinize haber iletir gecikeceğinizi söyleriz" deyince.Yaşlı adam üzgün bir ifade ile ;
"Ne yazık ki karım Alzheimer hastası hiç bir şey anlamıyor,hatta benim kim olduğumu dahi bilmiyor" demiş.
Hemşireler hayretle;
"Madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor neden hergün onunla kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz?"diye sormuşlar.
Adam buruk bir sesle ;
"Ama ben onun kim olduğunu biliyorum" demiş.

Yapamam

Gençken tüm hayatın eğlenceden ibarettir.Sonra büyürsün ve dikkatli olmayı öğrenirsin.Atlamadan önce durup bakarsın çünkü her zaman seni yakalayacak biri olmaz artık orada.Hayatta her zaman güvenlik ağı da yoktur.Ve hayat ne zaman eğlenceli olmaktan çıkıp,korkunç bir hal aldı acaba?Korkuyu arkada bırakıp,eğlenmenin vakti gelmedi mi?Aslında çok basit.Temsil ol ve bitir işi.Aç kendini ona.Diyorum tamam bu sefer olacak ama yok.Yapamam...yapamam işte,sadece yapamam!...

4 Haziran 2010 Cuma

Dost

Her şey bu gece yaşandı.
Güzeldi,hatta inanılmazdı.
Etkisi ise uzun sürmedi.
İşte o zaman anladım istediğimin bu olmadığını
Anladım fakat işime yaradı mı?
Tecrübe edildi deyip geçmek mi lazım?
Yoksa pişmanlık mı duymak lazım?
Çözemedim...

Veda etme zamanı geldiğinde biliyorum çoğu kişi zorlanıyor
Peki neden?..
Aslında teoride çok kolay değil mi?
Bazı şeyleri yaşadık güzeldi fakat bazı noktalarda uyuşamadık
İleride daha çok mutsuz olmaktansa şimdi bitirmek daha kolay
Demek gerçekten zor mu?
Yoksa gerçekten bazı şeyleri bitiremiyor muyuz?
Hoşçakal derken sadece söylemek için mi söylüyoruz?
Kalbimiz bunu kabullenmiyor mu yoksa?
Gurur mu yapıyoruz?
Önemsemiyormuş gibi gösterip egolarımızı mı tatmin ediyoruz?
Aslında hiçbir ayrılık tam olarak yaşanmıyor mu?
Ayrılıklar,yaşanmışlıklar bize tecrübe katıyor fakat sonuçları her zaman olumlu hale getirmek imkansız
Acı çekiyoruz çekmeye de devam edeceğiz
Acılara karşı dayanıklı olduğumuz sürece varız bu hayatta.
İşte o anlarımızda bizim her zaman yanımızda olan kişiler gerçek
Dostlar...

1 Haziran 2010 Salı

Aşk

Aşk
Ne güzel kelime
Ama güzel olduğu kadar acı.

Aşkın tanımını yapmak her zaman zordur
Ama bu aşkı yaşamamışlar için geçerlidir
Çünkü eğer aşık olmuşsan veya aşıksan
Bunun nasıl bir duygu olduğunu anlarsın
E biraz da kendini ifade edebiliyorsan
Aşkın tarifini verebilirsin

Gözlerimin önünden bir aşkın doğuşuna şahit oldum
İnsan yaşarken bazı şeylerin farkına varamıyor
İşte o anlardan biriydi bu
Dışarıdan,tamamen objektif bakabildiğim nadir anlardan

Onunla konuşuyor
Daha doğrusu konuşmaya çalışıyor
Konuşmak için can atıyor resmen
Seviyor onu
Zarar görsün istemiyor
Elinde olsa kanatlarının altına alıp korumak istiyor
Çok saf,çok temiz

Ama Tek Taraflı
Bitti
Biraz da acı çekiyor,ha bir de baş ağrısı

31 Mayıs 2010 Pazartesi

Oldu Mu?

Ne yaptın yine bana?
Başımı döndürdün,yıktın,geçtin
Sarhoş ettin.
Siktin attın resmen
Yaktırdın sigara,duman altında bıraktın
Kayboluyorum bu dumanda
Elimden tut ve çıkar beni bu boktan
Ya da bırak bırak
Biraz daha kalayım
Kararsızım....
Niye kararsız oldum bir anda
Aslında hiç öyle değilimdir
Belki öyleyimdir de kendime söylemiyorumdur
Bilmiyorum 
Ama
Sen benim yanıma gelsen
Benim dünyamı keşfetsen
İnan çok seversin
Hatta bayılırsın
Gülersin ve ağlarsın
Güleriz ve ağlarız
Oldu mu?


25 Mayıs 2010 Salı

''İnsan Hakları''

Hoş geldin bebek
Başındasın her şeyin
Bebeksin işte
Dünyanın tüm bebekleri aynı şekilde ağlar
Aynı şekilde doyar
Tadını çıkar
Belki Muhammed olur adın belki Musa,belki İsa
Boyun iki metre olabilir
Saçın sarı,gözün siyah
Belki de esmer olursun
Belki kısa
İşte o zaman
Bebek demez kimse sana
Kadın ya da erkek olursun ya da bambaşka
Başını aç derler ya da kapa
Sev ama sakın dokunma
Bu beden senin değil nasıl olsa
Sen çalış,sen doğur,sen savaş,sen sus...
İstedikleri gibi olmazsan öldürebilirler seni
Töreler daha değerliymiş gibi hayattan
Herkes eşittir ama göreceksin
Bazıları daha eşittir hayatta
Şaşırma!
Burası tuhaf bir dünya
Gülümse yine de
Büyüdüğünde kim olursan ol
Eşit yaşaman için çalışan insanlar var burada
Gülümse bebek
Gün gelecek herkes sana sadece insan diyecek...

7 Mayıs 2010 Cuma

Sevmek Neymiş Bir Gün Anlarsın

Uykuların kaçar geceleri
Bir türlü sabah olmayı bilmez
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar,ne yastık
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
Onun unutamadığın hayali
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine
Sevmek neymiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu
Şerefin,faziletin,iyiliğin,güzelliğin
Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için
Vurursun başını soğuk taş duvarlara
Büyür gitgide incinmişliğin,kırılmışlığın
Duyarsın ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
Sevmek neymiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
Niçin yaratıldığını
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
Uzun uzun seyredersin de aynalarda güzelliğini
Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
Dolar gözlerin için burkulur
Sevmek neymiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların
Sevilen gözlerin erişilmezliğini
O hiç beklenmeyen saat geldi mi
Düşer saçların önüne ama bembeyaz
Uzanır gökyüzüne ellerin
Ama çaresiz,ama yorgun,ama bitkin
Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
Sevmek neymiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın hayal kurmayı
Beklemeyi
Ümit etmeyi
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
Lanet edersin yaşadığına
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden
Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın...




6 Mayıs 2010 Perşembe

Suyu döktü,sonunda...

Gitmeni istiyorum.Benden uzaklaşmanı,daha çok acı çekmek istemiyorum.Ağlamak,anırmak,kusmak,içmek,sarhoş olmak is-te-mi-yo-rum.Çok zor olmaya başladı artık.Diyorum ulan tamam yırttın,hayaller hayaller...Sonra bir kıvılcım,bir kelime,bir bakış tekrardan orman yangınına çeviriyor işi.Teslim etmek istiyorum ama bir yandan da bu ben değilim diyorum.Bu ben miyim?..Bilmiyorum.

Klavyeye düşen damlalar artık zarar vermeye başladı.Elektrik çarpsa da ölsem,gebersem gitsem de yüzleşmesem bunlarla,tüm hayatla.Aynalara bakıp sen kimsin? demekten vazgeçsem.Ne istiyorsun,neyin peşindesin,amacın ne senin?...

İşte yine oldu.Alev yandı ve üstüne dökülen su ile söndürüldü ama suyu ben dökmedim bu sefer.Bu sefer başka birisi döktü hem de çok güzel,alımlı,zeki ve becerikli bir kız..Ayrıca dans bile edebiliyor...

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Yeni ''Ben'' Fuck You

Olmuyor yapamıyorum beceremiyorum.Duramıyorum,konuşamıyorum bazen de nefes alamıyorum.Sürekli onu okuyorum,onu gözlemliyorum.Ne yazmış ne demiş,acaba ne düşünüyor diye durmadan düşünüyorum.Aslında ''onsuz'' düşünemiyorum bile.Onu düşünmeye çalıştıkça karanlık oluyor.Daha fazla karanlık istemiyorum.Ben de merak ediyorum güneşi,hatta onu görmek bile istiyorum.Şu an karar veriyorum artık ''onu'' düşünmeyeceğim.Aslında sadece onu değil kimseyi düşünmeyeceğim.Artık çok ama çok uzun bir tatile çıkıyorum.Bırakalım o beni düşünsün,onlar beni düşünsün.Umurumda değil artık düşünceler..

''Normalde yapmadığım şeyleri yapıyorum.Eski ben gitti,yeni hissediyorum.Eğer beğenmezsek,FUCK YOU...''

Di Mi?

Yatağa gidiyorum,geliyorum.Sonra tekrardan gidiyorum.Bu sefer geri gelmemek üzere.Ama olmuyor yine geri geliyorum.Uyumaktan korkuyorum.Rüya görmekten de.Ya istemediğim şeylerle karşılaşırsam orada.Yok yok sanırım sebep bu değil çünkü rüyalar gerçek değildir.Değildir di mi?..

Dün gece yatağa gitmeyi başardım.Ama yine de uyuyamadım.Gözlerimi yumdum ama olmadı sanki açılmak istiyorlardı.Bu sefer sımsıkı yumdum o zaman da geçen üç dakikanın ardından gözlerim ağrımaya başladı.Sola döndüm karanlık vardı hem de çok karanlıktı.Sağa döndüm bu sefer de buz gibi bir duvar.Işığı açtım,bir kitap çıkardım.Öylesine elime ilk ne gelirse.Rastgele bir sayfasını açtım okudum.Bitince sayfayı çevirmedim...Işığı kapattım,saate baktım neredeyse sabah olmak üzereydi.Zaten 7'de ayakta olmam gerekiyordu ben de uyumadım...Acaba bu yorgun vücut buna daha ne kadar dayanabilirdi?..

Nefes alıyorum,taa ciğerlerimin en ücra köşelerine kadar çekiyorum içime.Kendime sarılıyorum,açıyorum bir müzik ya da bir dizi...Sonra sus,uzaklaş,kalk git buralardan.Nasılsa elbet bir gün geri dönerim.

Dönerim di mi?...

26 Nisan 2010 Pazartesi

Yasak Twitter

Şimdi sen atarsan bana tweet
Ulaşır yerine o zaman

Zarardan bir reply yaparsan
Blocklusun demek o zaman

Retweet edilmiş kadar
güçlüsün o zaman

Tweet atan tweet atsın
Bırakalım yasal kalsın
Blocklamayalım boş yere

Bana mı yasak twitter'ın?
Suçlu bu twitter
Ben reply ediyorum kendi kendime
Sen olmayan birine

Sana bana çok tweet
Bana sana çok retweet
Sana bana Twitter
Bana sana Twitter

Yazan MuraTime&Kaan17

19 Nisan 2010 Pazartesi

Hande Yener-Bi Tweet'i mi Var?

Bi reply yapanı mı var bu twitter'ın?
Bi tweet atanı mı var da yoksa?
Senin tweet atasın yok ya da hesabın bok hiç olmadı,olmasın da zaten

Bi susanı mı var bu twitter'ın,
Bi blocklayını mı var da yoksa
Senin tweet atasın yok ya da bu hesabın çok,retweetledin
retweetledin de neyse..

Keşke yazabilseydin, herkes twitter'dayken
Tweetlerin coştuğu yerde yeni buluşulmuşken
Senden bana mention yok
Artık twitleşilmez de benle senleee


By @MuraTime

9 Nisan 2010 Cuma

Erkek Dediğin...

Seni elinin tersiyle değil avucunun içiyle kavrayacak. bileceksin ki emin ellerdeyim, başkası tutamaz elimi böyle. rahat olacaksın yanında, çok konuşmayacak, beynini didiklemeyecek. ince olacak; seni senin kadar düşünecek. sen onu merak ettiğinde kendisine hesap soruluyor havalarına girmeyecek.

senin inceliğine karşı umursamaz sözler sarf etmeyecek. adamın sinirini bozmayacak, cinlerini tepesine çıkarmayacak, sanki sen onun
için varmışsın her ne zaman istese emrine amadeymişsin, o ne yaparsa yapsın her istediğinde yanında elinin altında olacakmışsın triplerine girmeyecek. sen ona sevgini hissettirdiğinde, sen ona kayıtsız şartsız aşıkmışsın gibi havalara girmeyecek.

erkek dediğin ilgi gördüğünde ilgiyle, sevgi gördüğünde sevgiyle karşılık verecek. erkek dediğin, sen onun için kendine baktığında, sırf ona
daha güzel görünmek için giyinip kuşandığında hiçbir şey olmamış gibi davranmayacak. ruhunu okşamasını bilecek. romantik olacak kimi gün habersizce kucağında çiçeklerle çıkıp gelecek. özel günleri unutmayı marifet sanmayacak. kayıtsız olmayacak senin bütün zerafetine karşı. gerçekten seven bir kadin sevgi ve ilgi bekler, erkeğine verdiği aşkın karşılığında küçük bir tatlı söz, kısa bir mesaj, bir çağrı bile onu mutlu edebilir. erkek dediğin bütün bunları cebinden para harcıyormuş gibi cimrilikle yapmayacak. ben aranmayı, çok aramayı sevmem demeyecek. her şey kendi istediği gibi olsun istemeyecek. sadece kendi canının istemesine bağlamayacak her şeyi.

erkek dediğinin, hissettiğiyle yaptığı şey arasında uçurum olmayacak. cesur olacak cesur. seni seviyorum derken korkmayacak, başka şeylerin arkasına gizlenmeyecek. seviyorum deyip bir sonraki perdede kaçmayacak, özlüyorum diyorsa gelecek, kaybetmek istemiyorum diyorsa kaybetmeyecek.
erkek dediğin aşkına sahip çıkacak. korkak olmaz erkek dediğin.
erkek dediğin iyi sevişecek. koyun gibi yatmayacak, bir an önce şu iş bitse demeyecek. aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin. bir baba şefkatiyle seni alnından öptüğünde bileceksin ki sevgisi geçici ve zayıf değildir. ve sevgiyle öptüğünde dudaklarından bileceksin ki öpüşün tek sebebi şehvet değildir.

erkek dediğin aldatmayacak. aldatmak basitliktir. seviyorum diyorsa aldatmaz erkek dediğin. aldatıyorsa sevmiyor demektir.
erkek dediğin yakışıklı olacak, çekici olacak ama bundan çok daha öte bir şey...zeki olacak.

kadının küçük yalanlara, bahanelere inanmayacağını, kendisini kendi gibi tanıdığını bilecek. kadının zekasını küçümsemeyecek kadar zeki olacak. zeki olacak, seni bir hamur gibi karmasını bilecek, o hamura kendisi katmasını da. değerlerini bir anlık hevesler uğruna satmayacak. namussuzluğunu, ahlaksızlığını ancak ve ancak seninle yataktayken kullanacak. yan gözle hatun kesmeyecek, üstüne sevgili edinmeyecek.
erkek dediğin önce kendini sevecek. kendini sevmeyen erkekten kimseye hayır
gelmez. bir bakarsın ki yıllar sonra bu adamla ne yatağa sığıyorsun, ne toprağa... koluna girip gezmesini bileceksin gururla, koynuna alıp sevişmesini de. babalığını da bilecek, ana-babaya hürmet etmeyi, kadir kıymet bilmeyi, vefakarlığı,fedakarlığı... erkek dediğin seni koruyacak, kuşatacak. o nerede olursa olsun seni koruyacağını bileceksin. pısırık olmayacak erkek dediğin.
erkek dediğin erkek olacak güzelim.
seni sadece sen olduğun için sevecek. parayla pulla, kariyerle, güçle, kimin ne dediğiyle hareket etmeyecek.
hem sevgilin, hem arkadaşın, hem dostun, hem baban, hem çocuğun olacak, huzurla bağrına basacaksın.

7 Nisan 2010 Çarşamba

Ruh Hali

Yaşamak için bahane aramaya başladım
Neler oluyor?
Hiçbir şey...
Eskiden daha mı iyiydi?
Hayır..Asla
Hiçbir zaman iyi olmadı ki!
Doğmak ve Ölmek
Arada geçen zaman ızdırap,acı,keder..
Her zaman acılarımızı hatırlıyoruz,Neden?
Kötü hisset,hem de çok kötü
Dışlan toplumdan,uzaklaş.
Yargısız infaza kurban ol!
Ön yargılar,tabular..
Ağla ağla ağla boşa ağla
Duvarlara,masalara ağla
Susma,içinden ağlama,
Bağıra bağıra ağla...
Dağların zirvelerine çık ve avazın çıktığı kadar bağır.
Zehirle kendini,uç,uyuş..
Zihnini uyuştur...
Biraz da olsa uzaklaşmaya çalış
En azından dene ya da çabala..
Ayağa kalk,perdeyi arala,dışarı bak
Bakmakla kalma,camı aç
Uzat kafanı dışarı,dolunaya bak
Derin bir nefes al
Aldığın nefesi ciğerlerinde hisset
Temizle kendini
Sonra sok kafanı içeri
Tekrardan ağla ağla ağla
Hem de boşuna ağla
Yokluğa ağla....Yokluğa...
Yeter ki Ağla..

Bithces' Day

-Sex and The City
-Kadınlar ikiye ayrılır: 1-Güzel ve sıkıcı kadınlar.. 2-Çirkin ve ilginç kadınlar...
-Acaba kadınlar,erkekler gibi seks yapabilir mi?
-İçimden bir ses,kalk çalış diyor..Neyse sustu..
-Delik deliktir..Nerede olursa olsun..
-Evli kadın-Bekar kadın..Hangisi daha cazip?
-Kesinlikle,kadınları akıllı ve zeki yapan şey,erkeklerin salaklıkları,düşüncesizlikleri ve akıllarının belden aşağıda olmasıdır.
-Rüyanın en güzel yerinde uyanmak=Erken boşalma..Aynı duygu,aynı his..
-Ne oldum demeyeceksin,ne oluyor lan diyeceksin!

6 Nisan 2010 Salı

Geri Dönüş

Uzun zamandır ihmal ettiğim bloguma geri dönüş için gün sayıyorum..Coming Soon :))

28 Mart 2010 Pazar

Derbi Heyecanı

Malum bugün herkes derbi hazırlığı içindeydi.Türkiye'de futbola ne kadar düşkün olduğumuzu konusmaya gerek bile yok.Hele söz konusu Fenerbahçe-Galatasaray derbisi olunca..Adeta hayat durur.Sokaklarda takımlarının formalarını,atkılarını,şapkaları,eşofmanlarını taşıyan insanlar.Renkli görüntüler...Günler öncesinden skor tahminleri yapılır hatta ünlüler dünyasına bile sorulur.Neyse gelelim maça,bu yıl da alışıla geldiği üzere Fenerbahçe kazandı.Maçın değerlendirmesini yazmıyorum çünkü derbide değerlendirme olmaz.Ölümüne oyun olur.Derbiler hep olsun,derbi heyecanı hep yaşasın ki yaşadığımızı hissedelim..

23 Mart 2010 Salı

Yeni Bir Başlangıç

Yeni bir başlangıca hazırım..Hadi bakalım,neler olucak..Hayat bize neler sunacak ya da biz hayata neler sunacağız!..

9 Mart 2010 Salı

82.Oscar Töreni

82.Oscar ödülleri sahiplerini buldu ve ben tabiki olayı oldukça yakında takip ettim.Neredeyse aday olay tüm filmleri izledim,oyunculukları,yönetmenlikleri gördüm.Beğendiklerim de oldu beğenmediklerim de.Ama genel olarak başarılı buldum bu yılın adaylarını.

Gecenin sunuculuğunu Steve Martin ve Alec Baldwin üstlendi.Çoğu insan başarılı ve komik olduklarını düşündü fakat George Clooney hariç.Kendisi hakkında yapılan espriye gülmemekle kalmadı bütün gece suratı asık bir şekilde görüntülendi.George Clooney demişken yine hayranlarıyla çok ilgiliydi.

Gecenin kazananlarını zaten yazmıştım onun için ödülleri atlayıp geceye gelelim.

 Oscar Töreni genel olarak sıkıcı ve samimiyetsizdi.Bunun sebebi genelde favori olarak gösterilen filmlerin kazanmasıydı.''The Hurt Locker'' geceyi silip süpürdü resmen.Filmi izledim ve 6 dalda ödül kazanacak kadar abartılı güzel olduğunu düşünmüyorum.Onun yerine ''Up'' ya da ''The Blind Side'' alsa daya iyi olurdu sanki!..Kathryn Bigelow'un kazandığı en iyi yönetmen ödülü 8 Mart'ta güzel bir olay oldu.Tabi ki tarithteki en iyi yönetmen ödülünü kazanan ilk kadın olduğunu söylemeye gerek bile yok.Sağır Sultan bile duymuştur.
Jeff Bridges,Sandra Bullock,Christoph Waltz ödülleri hakeden isimlerdi ve kazandılar da.Yardımcı kadın dalında Penelope Cruz'u çok beğenmiştim ve onun almasını istiyorumdum ama ödülü Mo'Nique aldı.Olsun o da ikinci favorim sayılırdı.Beni hayal kırıklığına uğratan tek ödül sanırım En İyi Müzik dalında ''Nine'' filminin ödülü alamamış olmasıydı.
 Şimdi de gecede göze çarpanları konusalım.Tartışmasız gecenin en iyi konuşması Jeff Bridges'a aitti.Genel olarak çok kısa ve soğuk konuşmalar oldu.Sandra Bullock en uzun konuşandı ve konuşmasının sonuna doğru gözyaşlarını tutamadı.Gerçekten kazanmak istiyordu.Hele Oscar'dan bir gün önce başka bir ödül töreninde En Kötü Kadın oyuncu kazanınca bu isteği daha da arttı sanırım.Gülme krizlerinin geldi an ise Ben Stiller'ın Avatar'daki karakterler gibi maviye boyanmış haliydi.Çok da iyidi ama geceyi kurtarmaya yetmedi.Görüldüğü gibi akılda kalan olaylar oldukça kısıtlı.
  Veee en zevkli ve en eğlenceli ana geldi sıra.Red Carpet...
En Şık Kadınlar
  
 
 
 
        En Şık Erkekler
 Ve işte sona geldik.Bir Oscar daha,iyisi ve kötüsü ile geçti.Nice nice Oscarlara..


 

8 Mart 2010 Pazartesi

Oscar 2010

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu:Christoph Waltz (Inglourious Basterds)
En İyi Animasyon:Up (Pete Docter)
En İyi Şarkı:The Weary Kind (Crazy Heart)
En İyi Orijinal Senaryo:The Hurt Locker (Mark Boal)
En İyi Kısa Animasyon:Logorama (Nicolas Schmerkin)
En İyi Kısa Belgesel:Music by Prudence (Roger Ross Williams ve Elinor Burkett)
En İyi Makyaj:Star Trek
En İyi Uyarlama Senaryo:Precious (Geoffrey Flechter)
En İyi Yardımcı Kadın Oyunc:Mo'Nique (Precious)
En İyi Sanat Yönetmeni:Avatar
En İyi Kostüm:The Young Victoria
En İyi Ses:The Hurt Locker
En İyi Görüntü Yönetmeni:Avatar
En İyi Müzik:Up
En İyi Görsel Efekt:Avatar
En İyi Belgesel (Uzun):The Cove (Louie Psihoyos)
En İyi Kurgu:The Hurt Locker
En İyi Yabancı Film:El Secreto de sus Ojos (Arjantin)
En İyi Erkek Oyuncu:Jeff Bridges
En İyi Kadın Oyuncu:Sandra Bullock (The Blind Side)Meryl Streep (Julia & Julia)
En İyi Yönetmen:Kathryn Bigelow (The Hurt Locker)
En İyi Film:The Hurt Locker

5 Mart 2010 Cuma

Tweetteramesaj ile Röportaj

Twitter'ı ne kadar çok sevdiğimi,ne kadar sık kullandığımı açıklamaya gerek yok.Geçenlerde yine öylesine gezinirken bir de baktım daha önce hiç görmediğim bir profil ve o profile ait bir uygulama.Hem de ne uygulama...Malum herkes Iphone veya BlackBerry'e sahip değil.Fakat artık bu uygulama ile neredeyse sahip sayılırsınız.Çünkü artık Tweeteramesaj var.Süper bir uygulama ve gelişmeye de açık.Çünkü bunu yaratan adamlar bir hayli çalışkan.Şimdi hem onları tanıyalım hem de uygulama hakkında biraz bilgi alalım.




Kaan:İlk olarak teklifimi kabul ettiğiniz için çok teşekkürler.Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Tweetteramesaj:Gösterdiğin ilgi için biz de ayrıca teşekkür ederiz.Adım Oğuzhan YILMAZ, Vargonen Technologies firmasında Analist Programcı olarak çalışıyorum,projenin kodlamasından sorumluyum ilgilenenler için oguzhan.info isminde bir blog tutuyorum.Bir de Özkan ŞENOVA arkadaşımız var.O da aynı şirkette Linux Sistem Yöneticisi olarak çalışıyor (onunda blog'u ozkan.c72.org).
Boş zamanlarımızda da hobi olsun diye bu tür gibi projeler yapıyoruz ve eğleniyoruz.
Kaan:Sizi kişisel olarak biraz da olsa tanıdıktan sonra gelelim asıl konumuza yani Twitter'a mesaj olayına.Bu uygulama ne zaman başladı ve böyle bir şey nereden geldi aklınıza?
Tweetteramesaj:2009'un Eylül ayında biz kendi içimizde kullanıyorduk.Baktık düzgün çalışıyor ve işe yarıyor, herkesin kullanması için biraz daha geliştirip yayına verdik.Sanırım 4 aydan beri'de isteyen herkes kullanabiliyor.Böyle bir şeyi zaten Twitter'an biliyorduk ama ülkemize sms ile durum güncellemeye destek vermedikleri için bunu kendi imkanlarımızla nasıl yaparız diye muhabbet arasında ortaya çıkan bir proje oldu ve hayata geçirdik.

Kaan:
Peki bu uygulamayaı yapmaktaki amacınız nedir? Bildiğim kadarıyla bu olaydan bir kazancınız da yok..
Tweetteramesaj:Öncelikle bunu yapabiliyor olduğumuzu görmek için yaptık. Baktık yapabiliyoruz,o zaman herkes kullansın faydalansın diye tamamen hümanist duygularla da yayınladık.Bu servisten herhangi bir kazancımızın olmadığı doğru,bir gelir modeli de aradığımız söylenemez.Şimdilik tek ilgilendiğimiz nokta servisin numaralarına gönderilen sms'lerin Twitter'a gönderilmesi ve kullanıcıların sistemi sorunsuz kullanabilmeleri.
Kaan:Bu uygulama hangi GSM operatörlerini kapsıyor?
Tweetteramesaj:Turkcell ve Avea numaralarımız var.Sms'lerin %65'i Turkcell üzerinden gönderiliyor geri kalanıda Avea'dan.Avea'nın 5000 sms'lik bir hediye paketi var. Bu pakete sahip kullanıcılar hallerinden gayet memnun.
Kaan:Bunlara eklenecek olanlar da var mı?
Tweetteramesaj:Vodafone için kullanıcılardan herhangi bir istek olmadığından henüz bu operatorün hattını almadık ama doğal olarak ileride Vodafone'u ekleyeceğiz.

Kaan:Twitter'a Mesaj,yayılmaya başlarken sanırım boş durmuyorsunuz?İlerede neler bekliyor bizi?
Tweetteramesaj:Sistem kullanılmaya başlandıktan sonra geri bildirimlerden çok ilginç öneriler geldi. Bunlarla ilgili bir development road map çıkardık ve uyguluyoruz.İlk yayınlayacağımız özellikte listenizden seçtiğiniz kişilerin tweet'lerini sms yolu ile gönderilmesi olacak. Böylelikle herkes her an ilgilendikleri kişilerin durumlarını sms ile öğrenebilecekler.Daha sonrada sistemin kullanılabilirliğini arttıran ufak telek bir kaç özellik devereye alacağız.

Kaan:Ücretlendirme hakkında da biraz bilgi alabilir miyiz?
Tweetteramesaj:Twitteramesaj.com'un numaralarına attığınız bir sms, arkadaşınıza gönderdiğiniz bir sms'den farklı değil, dolayısıyla ek bir ücretlendirme yapılmıyor.Bunu değiştirmeyide düşünmüyoruz çünkü kullanıcıların lehine bir durum.Sistemiz amacını belli eden en güzel özellikte bu zaten.Bir de bedava sms hakkınız varsa, ki çoğu kişinin var o zaman sistemi tamamen ücretsiz kullanabiliyorsunuz.

Kaan:Tekrardan çok teşekkürler,son olarak neler söylemek istersiniz?

Tweetteramesaj:Bizde ilginiz için tekrardan teşekkür ederiz.

Diyoruz ki;Servisi kullanıcıların istekleri doğrultusunda geliştirmeye devam ediyoruz.Yakında istenilen özellikleri kullanıma acacağız ve telefonlarında ki sms özelliği de sosyal ağ'lara ulaşmanın alternatif bir yolu olacak.



Web : http://www.twitteramesaj.com
Twitter : http://twitter.com/tweetteramesaj
İletişim : aspsrc@gmail.com

3 Mart 2010 Çarşamba

Eurovision 2010 Turkey...Manga-We Could Be The Same



Kendi Düşüncem:Şarkı sıradan ve sıkıcı..Ayrıca ne hareketlı ne de slow..Ve bu sarkıya nasıl bir şov olur hiç bir fikrim yok..Bence sınıfta kaldı.. :))

27 Şubat 2010 Cumartesi

Kadınlar

-Bir kız,bir oğlanla çıkmaya başladığında,ilk başta,oğlanın belirli bir tarzı olduğunu düşünmesini sever.Mesela sabah seksi...Ama sonra evlenirsiniz ve maske çıkar..Ve sen de karının nasıl biri olduğunu anlarsın...

-Kadınlar kendilerini kötü hissettiklerinde,olur olmadık her şeye çok sinirlenip,saldırırlar..Ayrıca aşırı tepki gösterirler fakat sonrasında pişman olurlar ve bu da erkeklerin işine yarar...

-Kadının neye sinirlendiğini bul ve onu sonuna kadar destekle..

-Bir kadın başka bir kadına karşı üstünlük kurduğunda,kendini vahşi hisseder ve bu da seks istemek için en uygun zamandır..

-Kadınlar,bizi her zaman delirtecek.Çünkü gerçekten kendılerını korumak için böyle davranıyorlar.Üstün oldukları adamlarla çıkıyorlar,böylece canları yanmıyor.Kendilerini yeterli görmedikleri zamanlarda pes etmezler,pas geçerler...

23 Şubat 2010 Salı

Hayat

Çok yorulmuştu...
Kapıdan içeri girer girmez,kıyafetlerini bile değiştirmeden kendine koltuğa attı.
Ne kadar yorulduğunu esas o zaman anladı.
''Artık bu kadar yorulmama izin vermeyeceğim.'' dedi
Ve kendi kendine söz verdi.
Ama o da biliyordu bu sözü tutamayacağını.
Karnının acıktığını hissetti.
Son gücüyle kalktı ve mutfağa yürümeye başladı.
Uzun bir koridoru vardı evin,
Tablolarla doluydu duvarları.
Resim sergisine gitmeyeli acaba kaç ay olmuştu..
Oysa eskiden ayda en az 2 defa giderdi.
Buzdolabını açtı ve acı gerçekle karşılaştı.
Neredeyse bomboştu buzdolabı..
Alışveriş yapacak enerjiyi bulamadı kendinde..
Yatak odasına gitti ve yattı..

22 Şubat 2010 Pazartesi

Aşk

Eğer O'nu hatırladıkta başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz... Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla
O hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz...
Ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin...
O'nunlayken pervaneleşen yelkovanlar,
O'nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine,bir akrep kadar hain...
Sınıfta,büroda,yolda,yatakta içiniz içinize sığmıyor,
O'ndan söz edilince
Yüzünüz,sizden habersiz,mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor,
Mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa,
ve O,
Her durduğunuz yerde duruyor,
Her baktığınız yerden size bakıyor,
Siz keyiflendikçe gülüp,
Hüzünlendikçe ağlıyorsa...
Dünyanın en güzel yeri O'nun yaşadığı yer,
En güzel kokusu bedenindeki ter,
En dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse...
Hayat O'nunla güzel ve onsuz müptezelse...
Elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü,
O'nun yüzü pembeyse,
Kışlar ilkbaharsa,
Yazlar ilkbahar,
Güzler ilkbahar...
Her şiirde anlatılan O'ysa...
Her filmin kahramanı O...
Her roman O'ndan söz ediyor,
Her çiçek O'nu açıyorsa...
Bir anlık ayrılık,bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez
Özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa,
İştahınız kapanıyor,iştahınız açılıyor,iştahınız şaşırıyorsa...
İştahınız,hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa...
Eliniz telefonda yaşıyor,işaret parmağınızla ha bire O'nu tuşluyor,
Dara düştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız...
Mütemadi bir sarhoşluk halinde,
Her çalan telefona O diye atlıyor,
Vitrindeki her giysiyi O'na yakıştırıyor,
Konuşan birini dinlerken "keşke O anlatsa" diye iç geçiriyorsanız...
Kokusu burnunuzdan,
Sureti gözünüzden,
Sesi kulağınızdan,
Teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü...
Özlemi,sol gögsünüzún altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu...
Hem kimseler duymasın,hem cümle alem bilsin istiyorsanız...
O'nsuz geceler ıssız,
Sokaklar öksüzse...
Ayrılık ölüme,vuslat sehere denkse...
Gamze gamze tebessüm de onun içinse,alev alev öfke de;
Bunca tavır,onca sabır ve nihayetsiz kahır
Hep O'nun yüzü suyu hürmetine...
Uğruna ödenmeyecek bedel,
Gidilmeyecek yol,
Vazgeçilmeyecek konfor yoksa...
Dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa,
Nedensiz küsüyor,
Sebepsiz affediyorsanız
Ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız
Kaybetme korkusu,
Kavuşma sevincinden ağır basıyorsa
Ve aşk,gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim...
Gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı,
Bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa...
Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız,
Sınırsız,sabırsız,Doyumsuz bir tutkuyla...
...o halde yarın sizin gününüz!..
"Çok yaşayın ve de siz de görünüz.''

Sıcak Çikolata

Sandalyeme yerleştiğim anda,önüme koca bir tabak kahvaltı bırakılıyor.
Yumurtalar,jambonlar ve tepeleme kızarmış patates.
Serinliğini kaybetmemesi için bir buz kovasının içine yerleştirilmiş bir kase meyve var.
Önüme bıraktıkları çörek ve ekmek sepeti,bütün ailemin karnını bir hafta doyurmaya yetecek kadar dolu.
Çok zarif bir bardağa portakal suyu doldurulmuş.
Ya da en azından ben portakal suyu olduğunu tahmin ediyorum.
Hayatımda sadece bir defa portakal yedim:
Babamın bir yılbaşı günü,özel bir ikram olarak portakal aldığı o gün.
Bir fincan kahve...
Annem kahveye bayılır ama genelde kahve almaya imkanımız olmaz.
Benim için kahve sadece acı ve cılız bir lezzet demek.
Bir de daha önce hiç görmediğim koyu kıvamlı,kahverengi bir şey.
''Sıcak Çikolata'' diyorlar adına.
Çok güzel
Sıcak,tatlı ve kremamsı sıvıdan bir yudum alıyorum.
Ve bir anda içimde bir şeyler kıpırdıyor.
Yemeğin geri kalan kısmının beni beklediğini bilmem rağmen
Sıcak çikolatam bitene kadar hiçbir şeye elimi sürmüyorum.
Sonra yiyebildiğim kadar yiyorum.


20 Şubat 2010 Cumartesi

Arkadaş...

Evet arkadaş...
Kim olduğumu,nereden gelip,nereye gittiğimi
Sen öğrettin bana...
Elimi tutp
Karanlıktan aydınlığa
Sen çıkardın...
Bana yürümeyi öğrettin yeniden
El ele ve daima ileriye
Birgün birbirimizden ayrı düşsek bile
Biliyorum
Hiçbir zaman ayrı değil yollarımız
Ve aynı yolda yürüdükçe
Gün gelir
Ellerimiz yine dostça birleşir
Ayrılsak bile kopamayız
Ortak olmak her sevince
Her derde,kedere..
Ve yürümek ömür boyu
Beraberce el ele
Olmayacak o taa içten
Gülen gözlerde yaş
Birgün gelip ayrılsak bile
Seninle ARKADAŞ....

18 Şubat 2010 Perşembe

Sex

Seks gerçekten öldürebilir..
Göz bebekleri açılır,
Atardamarlar büzülür,
Vücud ısısı artar,
Nabız ve tansiyon yükselir,
Solunum hızlanır ama içeri çekilen hava azalır,
Beyin heryere elektrik sinyalleri gönderir,
Her bezden salgılar fışkırır,
Kaslar,vücud ağırlığının 3 katını kaldırıyormuşcasına gerilir ve spazm geçirir,
Vahşidir,çirkindir,pistir..
Tanrı,inanılmaz zevkli yapmasaydı
İnsanlığın soyu bin yıllar önce tükenirdi..

Biraz Kül,Biraz Duman..''O'' Benim İşte...

Biraz kül,biraz duman...
Kim bu insanlar...
Ne isterler ya da istemezler...
Onlar bilmiyor ne istediklerini fakat ben biliyorum.
Sanırım sen de biliyorsun.
Sadece ikimiz varız bu dünyada ve sadece ikimiz biliyoruz....
Bir terazi yarat kafanda,
Olumlu düşünceleri bir kefeye,
Olumsuzları bir kefeye..
Koy...
Bırak,git..
Bakma ardına,sadece yürü...
Uzaklaş o kalabalıktan,
İnsanlardan..
Gitmelisin,
Bunu daha önce de söyledim sana.
Uzaklaş
Kaç
Koş...
Bir şeyler yap
Kurtar kendini..
Buraya gel,yanıma..
Ama hemen de gelme,
Hatta hiç gelme,
Uğrama buralara sadece orada kal...
Sen,kalabalık ol..
Belki o zaman anlarsın..
''O'' benim işte........

15 Şubat 2010 Pazartesi

Twitter:TwittMagazin İle Röportaj

      Takip edenler ve okuyanlar bilirler,Twitter'ın ne kadar sıkı bir kullancısı olduğumu ve Twitter hakkında yazılar yazdığımı.Bu sefer ne yapsam diye düşünürken,birden aklıma uzun zamandır takip ettiğim ve muhabbetinden keyif aldığım TwittMagazin aklıma geldi.Malum kendileri de blog yazarı ve bazı röportajları oldu.Yaptığı haberler,destek verdiği kampanyalar ve röportajlar ile Twitter'a hepimiz için farklı bir kullanım getirdi.Ayrıca esrarengiz de..Kimliğini merak edenlerin sayısı da az değil..Dedimki kendi kendime artık TwittMagazin de bir röportaj verip,kendinden bahsetmeli.Anında teklif götürdüm ve olumlu bir cevap alınca da hemen detayları konuştuk.Ertesi gün sorular hazırlandı hem de yığınla.Sonra aralarından seçmeler yapıldı ve ortaya böyle bir şey çıktı..Umarım beğenirsiniz ve kafanızdaki soru işaretleri biraz da olsa silinir..
 
Kaan:Öncelikle hoşgeldiniz diyorum ve biliyorumki kendinizden çok bahsetmek istemiyorsunuz ama bizim için biraz kendinizi tanıtır mısınız?Belki ufak ipucları?
TwittMagazin:Tesekkürler,evet kimligimi gayet geçerli nedenlerle açıklamıyorum ancak mühim olan isim değil,sunulandır diye düşünüyorüm.30'lu yaşlarda,yurtdışında eğitim almış,zamanında köklü bir kuruluş tarafindan seçilen üç gençten en küçüğü olarak "Türkiye'nin Gelecekteki Lideri" seçilmiş ve bu baglamda ülkemi Ingiltere'de temsil etmiş araştırmacı bir iletişimciyim diyerek kendimi tanıtabilirim. 
Kaan:Peki,hayatınız nasıl geçiyor son günlerde? 
TwittMagazin:Son dönemde yurtdışındayım.Son üç senedir,senenin büyük kısmını değişik yerler gezerek geçiriyorum.Orta Asya'da bir sene geçirdim,son bir yıldır ise senenin büyük bölümünü Avrupa'da  gecçirdim. Kendime ait bir şirketim var,bu şirketin işleri de bunda etken oldu.
Kaan:Hayata geçirmeyi beklediğiniz yeni projeleriniz var mı?
TwittMagazin:Evet..Henüz açıklamadığım ve üstünde çalıstığım bir proje var.Türkiye'nin yurtdışındaki tanıtımı ve Türk insanının diğer ülke vatandaşları ile temel iletişimi üzerine..
Kaan:Hayatta kendinize belirlediğiniz en büyük hedefiniz ya da kurduğunuz hayaller nelerdir?
TwittMagazin:Bodrum'da içimi ısıtan güzel bir evim var.Çok yaşlanmadan oraya taşınabilmek,oradan işlerimi yürütebilmek istiyorum.Bunun için daha yapılması gerekenler var tabi.Huzur benim için birinci ve en önemli gerçektir.
Kaan:Birazda,Twitter hakkında konuşalım.Klasik ama merak edilen bir soru,Twitter ile ilk tanışmanız nasıl oldu?
TwittMagazin:Kasım ayının sonlarıydı.Gözlem ve incelemeler yaptım,araştırdım ve geç bile kaldığımı anladığımda katıldım. 
Kaan:Aklınızda hep TwittMagazin olarak mı var olmak vardı?Yoksa ayrıca gizli bir üyeliğiniz var mı? 
TwittMagazin:Gizli bir üyeliğim yok.Bakın şunu ayırt etmek lazım.Twitter'da 3 tip insan var.1)Kendi ismi ve resmi ile bulunanlar.2)Çeşitli nedenlerle kimligini açıklamayanlar ve 3)Gizli ya da sahte bir kimlige sığınarak,bu maske altında kendisi olarak yapamayacağı edepsizlikleri yapanlar.Misal,meslek gereği kendini saklamak zorunda olan bir gazeteci ya da bir politikacı ile,fake diye tabir ettiğimiz sahte bir profil sahibi olarak önüne gelene çamur atan ,küfredenleri bir tutabilir misiniz?Daha açık bir örnek vereyim,Cüneyt Özdemir gerçek kimliği ile bulunmak istemeseydi Twitter'da,kim suçlayabilirdi onu?Fake olmak ile kimlik açıklamamayı ayırmak lazim...
Kaan:Kim olduklarını sormayacağım ama isterseniz söyleyebilirsiniz,Twitter'da gerçek kimliğinizi bilen üyeler var mı?
TwittMagazin:Ever var ama sayısı bir elin parmağını geçmez... 
Kaan:Malum Twitter,Türkiye'de hızla popülerliğini arttırıyor.Siz bunu neye bağlıyorsunuz?
TwittMagazin:Gerçek hayatta önümüze sunulan ticari,sosyal ya da ihtiyaç olan yeniliklere nasıl uyum saglıyorsak,bu PARALEL DÜNYA'da da her geçen an uyum sağlamamız gereken yeni bir şeyler çıkıyor.İyi kurgulanmışsa ve insan psikolojisine hitab ediyorsa kaçınılmaz son,popülaritedir.İnsan merak eder ve başkalarını gözetlemek ister.Burası bir nevi BBG Evi aslında...Ayrıca,ünlü tabir ettiğimiz insanlarla kolay iletişim kuralabildiğini keşfeden insanımız Twitter'a daha sıcak yaklaşıyor...
Kaan:Röportajın sonuna doğru sizinle ufak bir oyun oynayalım.Hayatınızdaki ''en'' leri ve tercih ettiklerinizi öğrenelim.
1-En beğendiğiniz film:Goodfellas ve Devil's Advocate.Gerçek Al Pacino budur benim için ve bende özel anlamı var her iki filminde...
2-En beğendiğiniz yazar:Criminal severim.Craig Russell ve Osman Aysu bana en gerçek hissettirenler.
3-En beğendiğiniz şarkıcı:Dean Martin ancak güncel cevap vermem gerekirse Sertab Erener.
4-En beğendiğiniz oyuncu:Ayıramam...Al Pacino, Ray Liotta.Türkiye'den ise tek isim veremem,alanında ayrı ayrı çok başarılı isimler var.Bana dokunanlardan bazılarıÖzgü Namal,Haluk Bilginer,Nürgül Yeşilçay,Cem Yılmaz,Ece Uslu...Gelmiş geçmiş en büyük isimlerden birisi olan Metin Akpınar'ı ise ayırmam lazım.
5-Sevdiğiniz insanla başbaşa bir yemek mi?Tuttuğunuz takımın derbi maçı mı?
TwittMagazin:Sevdiğim kadın benimle derbi maçının olduğu gün başbaşa yemek yemek için ısrar etmez,benimle maç seyrederken yemek yer...
6-Okan Bayülgen mi? Beyazıt Öztürk mü?
TwittMagazin:Okan...Ama Okan ile Beyaz'ı kıyaslamamak lazım.Kulvarlar çok farklı.
7-Savaşta mı? Aşkta mı? Her yol mübahtır?
TwittMagazin:Hayır...Başkasının özgürlüğünün başladığı yerde seninki biter.Ama ne demişler? ''Never say never '':)
8-Aşk-Sex-Para..Bu üçlüden hangisi en vazgeçilebilir?
TwittMagazin:Vazgeçilmez hiçbirisinden...
Kaan:Çok teşekkür ediyorum vaktinizi ayırdığınız ve sorularımı cevapladığınız için,son olarak takipçilerinize buradan neler söylemek istersiniz?
TwittMagazin:Ben teşekkür ederim.Twitter'dan en keyif aldığım anlar,takipçilerim ile sohbet ettiğim anlar... Daha çok sohbet edebilmek dileğiyle...
  

TwittMagazin'e ulaşmak ve takip etmek için http://twitter.com/TwittMagazin ve http://twittermagazin.blogspot.com/ adreslerini kullanabilirsiniz...

14 Şubat 2010 Pazar

Koskocaman 14 Şubat

Koskocaman 14 Şubat...

-Yılda bir defa yaşanan 14 Şubat...
-Sıradan bir 14 Şubat...

Evet,görüldüğü üzere 2 tane seçenek var önümüzde..
Seç 14 Şubat'ını ve oku..

Diyorsan ki sevgilim var.Onun gözlerine bakınca kendimden geçiyorum,varlığımı unutuyorum.Onun yanında sanki hep çocuğum ve hep çocuk kalmak istiyorum.Başbaşa kalınca,elinden tutunca,dudaklarından öpünce bir sıcaklık basıyor ve heyecanlanıyorum diyorsan hele bunlar karşılıklıysa,ne mutlu sana bu hayatı paylaşabileceğin bir hayat arkadaşı,bir sevgilin var.O zaman kutla 14 Şubat'ını ama azıtma lütfen.Çok sıradışı bir şeyler yaşamana ya da çok para harcamana gerek yok.Çünkü bu duyguları hissediyorsan senin bütün günlerin 14 Şubat değil mi zaten?Onun için düşme bu tuzaklara.Tut sevgilinin elinden gez,dolaş,eğlen,ye,iç,yat,kalk..Ne istersen onu yap...

Diyorsan ki ben yukardaki arkadaş kadar şanslı değilim.Benim öyle bir sevgilim hatta tanıdığım bile yok.O zaman kralsın işte.Kralsın çünkü;

1-Sevgilin yok...yalnızsın,sakinsin..
2-Günler öncesinden ''bu yıl acaba ne hediye alsam?'' diye kafa patlatmadın.
3-Paran cebinde kaldı.Malum önümüz,yanımız,arkamız ekonomik kriz.
4-Kendini motive etmen için olağanüstü bir gün.Tek başına oturuyorsan yani bildiğin sapsan,aşıklara bakıp ''Şunlara bak,ne kadar saçma yaptıkları.Benim sevgilim olsa asla kutlamam.'' cümlesini söyleyip mutlu et kendini.
5-Özgürsün..Hem de %100..


Bu kadar gerekçe yeter..Bulunmak istenirse mutlaka bulunur.Maksat kendimizi teselli etmek değil mi zaten?Neyse çok uzatmayalım;mantıklı da gelse,saçma da gelse boşver 14 Şubat'ı..Sen gününü gün edip,eğlenmene bak...

11 Şubat 2010 Perşembe

Rihanna-Rude Boy Video

Rihanna'nın son albümünü ve bundan önceki iki klibini çok beğenmiştim fakat bu sefer aceleye getirilmiş ve üzerinde çok çalışılmamış bir video çekmiş Rihanna.Hayvanlarla uyumlu kıyafetler,seksi danslar,renkli renkli göz yoran arkaplanlar ve dudaklar.Sanırım klibin kısaca özeti bu.İzleyin bakalım siz beğenecek misiniz?

8 Şubat 2010 Pazartesi

Twitter ve Hayaller

Twitter hakkında daha önce bir yazı yazmıştım ama bu seferki biraz farklı.Twitter ünlüleri ve hayallerimi anlatacağım bu sefer...

isinkaraja ile ''Tutunamadım'' şarkısını söyleyip,32 dişlerimizinde gözüktüğü fotoğraflar çekilmek ve beraber kaşık kaşık nutella yemek

omurgedik ile Oscar ödül törenine gidip twit yapmak

SezinSivri ile Konak Pier'de otutup,dertleşmek(TwitAbla da fotoğraflarımızı ceksın)

NOdabasi ile akşam Gülben Ergenlere gidip,cep telefonuyla Gülben'e klip çekmek

metinarolat 'ın evine yerleşip gel bili bili deyip,civcivleri beslemek

ElifD1 ile karşılık oturup gülmek yok yok kahkaha atmak,gürültülü hem de

esinovet ve obenBudak ile dünya turuna çıkmak,tum partılere gıtmek

berrinizer ile her zamanki doğallıgıyla sohbet edip,sarkı soyleyıp dans etmek

ahmethc ile bir olup Ece Vahapoğlu'na sataşmak,sürekli Tv karsısında geçmek

sertaberener ile İzmir konserine çıkıp,tüm sarkılarda düet yapmak

sebnembozoklu ile pc karsısına geçip ilginç sıteler bulup bi yandan da Ahmet Hakan ile laf dalaşı

yunusgunce ile butun gun evde oturup sporun her dalını izlemek,eleştirmek

GeErgen ile bir gün içinde bebek sallayıp,maillere cevap verip,toplantılara gidip,trafikte sıkıntıdan ölüp,eve mutlu dönmek

komedyeni ile karşılıklı oturup içip içip,türk sanat müziği söylemek

ayseozyilmazel ile klip çekimine gidip,ordan kızları alıp eve Ezel izlemeye gitmek İSTİYORUM.

6 Şubat 2010 Cumartesi

Lady Gaga&Beyonce=Telephone Klibi İlk Fotoğraflar


Hope For Haiti Now (MP3)


TRACKLIST:

1. Send Me An Angel by Alicia Keys
2. A Message 2010 by Coldplay
3. We Shall Overcome by Bruce Springsteen
4. Time to Love / Bridge Over Troubled Water by Stevie Wonder
5. I’ll Stand by You (with The Roots) by Shakira
6. Motherless Child by John Legend
7. Hard Times Come Again No More (with the Roots) by Mary J. Blige
8. Breathless by Taylor Swift
9. Lift Me Up by Christina Aguilera
10. Driven to Tears by Sting
11. Halo by Beyonce
12. Lean on Me (with Keith Urban & Kid Rock) by Sheryl Crow
13. Like a Prayer by Madonna
14. Hallelujah (with Charlie Sexton) by Justin Timberlake
15. Let It Be (The Roots) by Jennifer Hudson
16. Many Rivers to Cross by Emeline Michel
17. Stranded (Haiti Mon Amour) (with Rihanna, Bono & The Edge) by Jay-Z (Live
Version)
18. Alone and Forsaken (with Dave Mathews) by Neil Young


http://hotfile.com/dl/25728200/1713581/Hello1505_Hope_for_Haiti_Now.zip.html

5 Şubat 2010 Cuma

Lady Gaga Durmuyor,Yeni Albüm ile Geliyor

Lady Gaga 2008 yılında 'The Fame' albümünde bulunan Just Dance isimli şarkısıyla müthiş bir çıkış yakaladı.Ardından gelen Poker Face,LoveGame ve Paparazzi şarkılarıyla pop dünyasında kalıcı olacağının sinyallerini verdi.En çok konuşulan performansını MTV müzik ödüllerinde gerçekleştirdi.Performansın sonuna doğru piyano çaldıktan sonra vücudunun kanlar içinde kalmasını herkes azı açık bir şekilde izledi.Bazı kesimler tarafından çok eleştirilse ve bu sektörde kalıcı olamayacağını iddia edenler olsa da sanırım kimse ne kadar başarılı olduğunu inkar edemez.Başarısının göstergelerinden bazıları;albümünün 8 milyonun üstünde satması,Poker Face şarkısının dünyada en çok indirilen şarkı olması,tüm dünyanın ondan bahsetmesi... Ardından GaGa 2009'un Kasım ayında 'The Fame Monster' adlı 2.albümünü çıkardı.8 parçadan oluşan albümün konsepti 'Monster' dı.Bu albümle de çok konuşulmayı başaran Gaga,dünya turuna çıkma kararı aldı ve ilk turnesine başladı ki bu konserler hala devam ediyor.Türkiye'ye de gelecek dedikoduları da çıktı.Ama Lady GaGa tarafından haber henüz doğrulanmadı.Tabiki turne var diye boş durmadı Gaga...İkinci albümün ilk single Bad Romance oldu.Bu şarkıya mükemmel bir klip çekildi.Youtube'da şu an itibariyle 100 milyon izleyiciyi geçmiş durumda.Ardından Beyonce ve Gaga iş birliği başladı.Önce Beyonce'nin albümündeki 'Video Phone'a klip çekildi,şimdi ise Gaga'nın albümündeki 'Telephone' şarkısına klip çekiliyor.Klip,Paparazzi şarkısının devamı biçiminde gelişecekmiş.Gaga hapishanedeki bir kadını canlandırıyor.Klibin ne zaman yayınlanacağı ise hala açıklanmadı.Ve işte esas olaya geldi sıra.Şu sıralar dünya basınında dönen dedikodulara ve Gaga'nın verdiği mesajlara bakılırsa 2010 yılının sonuna doğru bir albüm daha geliyor...Gaga hayranları şimdiden yeni şarkıları ve konsepti dedliler gibi merak ediyor.

1 Şubat 2010 Pazartesi

52.Grammy En İyi 3 Performans

3-Beyonce:If I Were A Boy

y


2-Lady GaGa:Poker Face/Speechless




1-Pink:Glitter In The Air


52.Grammy Awards Pictures





















52.Grammy Award

52.Graammy ödülleri Türkiye saatiyle 03:00'te başladı ve o saatten itibaren televizyon karşısına bağlandık.En çok merak edilen ödül Yılın Albümü en sona bırakılmıştı nedense!Neyse biz gecenin en başına gidelim.Kırmızı Halı...Evet ünlülerin aylardır hazırlandıkları bu görkemli gecenin,ödül alabilmek kadar önemli olayı.Sanırım herkes Lady Gaga'nın bu sefer ne giyeceğini merak ediyordu.İlk gelenler arasındaydı Gaga,ilk performansı o sergileyeceği içindi sanırım.Ardından Röportajlar,tahminler,şık kıyafetler,dedikodular bir türlü bitmek bilmedi.Saatler tam 03.00'ı gösterdiğinde ise o görkemli gece başlamıştı hem de Lady Gaga ile.Gaga,yeşil,yüksek omuzlu mayosuyla çıkmıştı sahneye tabi yüzünde maskesiyle.Poker Face ile başlangıç yaptı.İmha etme makinesinden geçip,piyanosunun başına geçti.Karşısında ise Elton John vardı.Mükemmel bir Speechless-Your Song performansı izledik.Ardından sıra Beyonce'deydi.If I Were a Boy şarkısını o muhteşem sesiyle söyleyerek büyüledi bizi.Fakat daha büyülenecek çok şey vardı çünkü sıradaki isim Pink'ti.Glitter In The Air şarkısıyla gözlerimizi kamaştırdı adeta.Bence gecenin en iyi performansına imzasını attı Pink.Süper sesiyle ve havalarda uçmasıyla bunu fazlasıyla haketti.Ödüller dağıtılırken ise çok fazla süpriz olmadı.Beyonce neredeyse aday olduğu dalların hepsini alacaktı.6 tane Grammy alarak gecenin en çok kazananı oldu.Onu Country tarzıyla dikkat çeken Taylor Swift 4 Grammy ile takip etti.Black Eyed Peas ve Kings Of Leon 3'er Grammy.Lady GaGa,Eminem,Maxwell,Jason Mraz ise 2 Grammy'de kaldılar.Gecenin iyi performanslarından biri de Drake, Eminem ve Lil Wayn'in ''Drop The World"/"Forever'' performanslarıydı.Bunların yanında gecenin oldukça duygulu anları da vardı.Michael Jackson'ın anısına Celine Dion,Carrie Underwood, Jennifer Hudson,Smokey Robinson ve Usher tarafından seslendirilen "What about us?" şarkısı.Ardından Jackson'un çocukları Price ve Paris,babalarının Yaşam Boyu Başarı ödülünü almak için sahnedeydiler.Ve gecenin en çok merak edilen anı gelmişti.Yılın Albümü ödülünü kim kazanacaktı?Beyonce mi LadyGaga mı derken,Taylor Swift anons edilince herkes çok şaşırdı özellikle Lady Gaga'nın surat ifadesi her şeyi anlatıyordu.Keşke ödülü hakeden-Gaga-kazansaydı.Hakeden çünkü dünya çapında 8 milyon albüm satan,yine dünyada en çok indirilen şarkının sahibi olduğu için.Gece Gaga severler için üzücü bitti ama yine de muhteşem bir gece geçirdik.Darısı başımıza :)